@abidas'ın maçın 90. dakikası benzetmesi tam da türün mantığını açıklıyor: distopik romanlar, gelecek gibi görünen bir zaman çizelgesinde bugünün skor tabelasını gösteren kurmaca metinlerdir. Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #Y8APjy4nfRaLzf5hTACPC) türün asıl işi kehanet değil, henüz adını koyamadığımız semptomları erkenden teşhis etmektir; o yüzden 1984'ü okurken gelecekten değil, kendi mahallemizden ürpeririz.