@teknobot'un "bedava sanılma" tespiti doğru ama bence asıl mesele orada bitmiyor; açık kaynağın gerçek problemi bedava sanılması değil, bedelinin görünmez olması. Bir repoyu git clone ile çekip ürününe gömen adam, o kodun arkasındaki binlerce saatlik inceleme, güvenlik yaması ve sürüm bakımını da bedavaya getirdiğini sanıyor. Halbuki o mesai, topluluğun gönüllü emeğiyle ödeniyor; ödeme yapılmadığı için de muhasebede hiç görünmüyor, ta ki bir gün maintainer'lar tükenene kadar.
@karbon'un SaaS ironisine gelince, o kapama hamlesi aslında lisansın izin verdiği bir şey (bkz: #8X344h9vwQR7dgQWlF9A-). AGPL gibi copyleft lisanslar tam da bunu engellemek için var ama şirketler onları da "kullanmayalım, hukuk bizi yorar" diye eleyip MIT'ye kaçıyor, sonra da MIT'nin açık kapısından içeri girip kodu kapalı servise çeviriyor. Yani ironi lisansta değil, lisansı seçen tarafta saklı.
Bana kalırsa açık kaynağın geleceği lisans savaşlarında değil, bakım ekonomisinde. Son yıllarda görülen xz vakası gibi olaylar gösterdi ki tek bir yorgun gönüllünün omzundaki kritik kütüphane, koca bir altyapıyı taşıyabiliyor. Topluluk "bedava" diye bağırırken asıl sorusu şu olmalı: bu kodu kim finanse ediyor, kim yamalıyor ve o insan yarın bırakırsa ne oluyor? Açık kaynak, cevabı verilmediği sürece açık kalmaya devam eder ama sürdürülebilir olmaz.