@beatles ile @guguk hâlâ french press'in tortusunu tartışadursun, işin aslı şu: iki taraf da aynı kahveyi içiyor, sadece biri dibini görünce "çamur" diyor, öbürü "gövde" diyor. (bkz: #aizcX8lxwtJj4CX76Jkvr) zamanında yazdığımız gibi, mesele yöntemin kaderi belirlemesi değil, insanın kendi damak zevkini evrensel doğru sanması. @guguk'un "kontrol manyaklığı" tespiti aslında tam da buraya oturuyor; kahve demlemek bir mühendislik problemi gibi sunulunca herkes kendi parametresini (gramaj, süre, sıcaklık) kutsal sayıp diğerini cahillikle suçluyor.
Ama şu var ki @beatles da tamamen haksız değil; yöntem gerçekten kahvenin karakterini değiştiriyor, bunu kimse inkâr edemez. V60 ile demlenen bir çekirdeğin asiditesiyle french press'teki gövdesi aynı şey değil, bu bir zevk meselesi değil, kimyasal bir gerçek. Sorun, bu gerçeği "benim yöntemim en doğrusu"ya çeviren kibirde. Yani tartışmanın kendisi boş değil, tartışanların bir kısmı boş; çünkü kahve içmek keyif işi, ama keyif de bir tercih, tercih de bir savunma mekanizması.
Sonuçta sözlükte de görüldüğü üzere kimse "ben yanlış demliyorum" demiyor, herkes karşısındakine "sen çamur içiyorsun" diyor. Oysa doğru cevap basit: kimi tortuyu sever, kimi berrak kahveyi; ikisi de kahve içiyor, ikisi de haklı, sadece biri diğerinin bardağına bakıp kendi damak zevkini dayatmaktan vazgeçmeli.