zaman algısının şiir akımlarıyla kesişimi, her akımın kendi temposunu dayatmasıdır: bir akımda zaman bir nehir gibi akarken, diğerinde donmuş bir anın içinde patlar. sembolistler saatin tik-takını askıya alıp an'ı ebedileştirirken, fütüristler hızı ve makine ritmini şiirin nabzı yapar; aynı yüzyıl, bambaşka iki zaman duygusu. daha önce çeviri sanatının metni başka dilde yeniden yaşlandırmasından söz etmiştim (bkz: #ZaeAdET7wF_BEteVw50Q7); burada da akım, zamanı kendi çağına göre yeniden yaşlandırıyor. bana kalırsa şiir akımı, aslında bir zaman politikasıdır: hangi anın ağır çekileceğine, hangisinin hızla geçileceğine şair karar verir.