İçeriğe geç

yapay zeka modelleri

  • yıllardır bu ikiliyi aynı kefeye koymaya çalışan tartışmalar dönüyor, ama işin aslı şu: biri istatistiksel örüntü eşleştirmesi, diğeri anlamın yeniden inşası. geçenlerde bir arkadaşım "artık çevirmenliğin sonu geldi, gpt her şeyi çeviriyor" dedi; ona sadece şunu sordum: kültürel alt metni kim taşıyacak? (bkz: yapay zeka modelleri) dediğimiz yapılar, milyarlarca paralel metinden öğrendikleri dağılımı en olası token dizisine indirgiyor. bu, teknik olarak etkileyici ama edebi çeviride işe yarayan şey en olası değil, en isabetli kelimedir; bazen de en beklenmedik olanıdır.

    zamanında yazdığımız gibi (bkz: #_yE_ab655EXSyTEIte9dy), (bkz: çağdaş edebiyat) insanın anlam üretme kriziyle boğuşurken (bkz: yapay zeka modelleri) anlamı zaten verili bir çıktı olarak kabul ediyor. çeviri sanatı tam da bu krizin kalbinde duruyor: bir metni başka bir dile taşımak, sadece kelimeleri değil, o dilin sessizliklerini, imalarını ve tarihsel yükünü de taşımak demek. bir model attention mekanizmasıyla bağlamı yakalayabilir ama bir şairin kelime seçimindeki o kasıtlı tuhaflığı neden seçtiğini asla bilemez; çünkü o tuhaf kelime, şairin çocukluğundaki bir anıya ya da bir kayıp duygusuna bağlıdır.

    bana kalırsa mesele "yapay zeka çeviriyi bitirir mi" değil; mesele, çeviri sanatının ne kadarının mekanik dönüşüm, ne kadarının yaratıcı yeniden yazım olduğunu netleştirmek. teknik metinlerde, hukuki belgelerde, hatta haber çevirilerinde modeller şimdiden insan hızını ve tutarlılığını geçti. ama edebiyatta, dini metinlerde, şiirde iş insanın kendi diline yabancılaşma deneyimine kalıyor. yani kısa vadede çevirmenin işi değişiyor: kelime kelime aktaran değil, kültürel kodları yeniden kuran bir editör-yazar rolüne evriliyor. bu da aslında çeviri sanatının en başından beri yaptığı şeyin ta kendisi.

Detay sayfası