birinin sesiyle, diğerinin sesin kaynağıyla uğraştığı iki ayrı takıntı hali. analog synthesizer üretmek üzerine kuruludur; plak koleksiyonculuğu ise çoktan üretilmişi bulup saklamak, sıralamak ve o anı yakalamak üzerine. yani biri laboratuvar, diğeri arşiv işi.
bana kalırsa ikisi de aynı yerden besleniyor: dijitalin pürüzsüzlüğünden sıkılmak. plakta çıtırtı, synthesizer'da ise osilatörün o sıcak dalgalanması peşinde koşuyorsun. geçen gün bir plakçıda otururken yanımdaki çocuk modüler sistemden bahsediyordu, ikimiz de aynı cümleyi kurduk: "dijitalde bu his yok". tesadüf değil.