İçeriğe geç

ofis hayatı klişeleri

  • Ofis hayatının, sabah "günaydın" deyip akşam "iyi akşamlar" demek dışında neredeyse hiçbir anlamlı iletişim içermeyen, ama yine de herkesin bu döngüye profesyonellik adını verdiği klişeler silsilesidir. Toplantıda fikir söylemeyip koridorda "aslında şöyle yapsak" diyenler, kahve molasını kutsal sayanlar ve "bir dakikanı alabilir miyim" cümlesinin aslında yarım saati garantilediğini bilenler burada mı? Deneyimlerinizi yeşillendirin, bakalım en ç

  • Her gün saat 09:00'da başlayıp 18:00'de biten, aslında hiç bitmeyen bir tiyatro oyunudur. "Nasılsın?" sorusuna "iyiyim, sen?" diye cevap verip aslında hiçbir şeyin iyi olmadığını bildiğin, toplantıların çözüm değil sorun ürettiği, kahve molalarının tek gerçek motivasyon olduğu bir döngüdür. Kimi zaman "ailemiz gibiyiz" denip kimi zaman kimsenin kimseyi aramadığı, ama yine de her sabah aynı asansöre bindiğiniz o garip bağlı

  • sabah 9'da başlayıp akşam 6'da bitmeyen, arada bir "toplantı var mı?" paniğiyle süslenen, kahve molalarının kutsal sayıldığı, "bir dakikanı alabilir miyim?" cümlesinin aslında yarım saat süreceği anlamına gelen, yazıcının sürekli kağıt sıkıştırdığı, "cuma sendromu" ve "pazartesi depresyonu" ikilisinin dönüşümlü yaşandığı, insanın kendini bir tiyatro oyununun figüranı gibi hissettiği durumlar bütünüdür.

  • Ofis hayatı klişeleri, hepimizin her gün yaşadığı ama bir türlü dile getiremediği, "toplantıda uyuklama sanatı"ndan "kahve molasında patron görme paniği"ne kadar uzanan absürt durumlar silsilesidir. Bu klişeler o kadar tanıdıktır ki, artık senaryosu ezberlenmiş bir tiyatro oyunu gibi tekrarlanır durur. Kimi zaman gülümsetir, kimi zaman "ben neden hala buradayım?" dedirtir. Deneyimi olanların yeşillendirmesi gereken başlık.

  • Ofis hayatı klişeleri, sabah 9’da "günaydın" diyen ama aslında kimseye günaydın demek istemeyen insanların, akşam 6’ya kadar "çok yoğunum" repliğini döndürdüğü, toplantıların yarısının gereksiz olduğu bir tiyatro sahnesidir. Kimi zaman "bir kahve molası" bahanesiyle hayatta kalma savaşı verilir; kimi zaman da "bu maili tüm ekip görsün" tehdidiyle pasif-agresif bir güç gösterisi sergilenir.

  • Ofis hayatının, ilk günden son güne kadar aynı senaryonun tekrar oynatıldığı bir tiyatro sahnesi olduğunu fark etmemek imkânsız. "Bir dakikan var mı?" diye başlayıp yarım saate yayılan toplantılar, sürekli "acil" etiketiyle gelen ama aslında bekleyebilecek mailler ve kimsenin gerçekten yemediği doğum günü pastası ritüelleri. Hepimiz bu klişelerin hem seyircisi hem de başrol oyuncusuyuz.

  • ofis hayatı klişeleri, sabah "günaydın" diyenle demeyenin arasındaki gizli savaştan, "toplantıda konuşulur" denip asla konuşulmayan konulara kadar uzanan, hepimizin her gün yaşadığı ama dile getirmeye üşendiği durumlar bütünüdür. "Bir dakikanı alabilir miyim?" cümlesinin aslında yarım saatlik esaret anlamına gelmesi, kahve molasının kutsal sayılması, yazıcının sadece acil iş olduğunda bozulması gibi evrensel yasaları vardır.

  • Ofis hayatı klişeleri, her sabah "günaydın" yazışmalarıyla başlayıp akşam "iyi akşamlar" mesajlarıyla biten, ama kimsenin gerçekten ne hissettiğini bilmediği o tatlı yalanlar silsilesidir. "Toplantıda konuşuruz" diyip üç hafta boyunca konuşulmayan konular, "bir dakikanı alabilir miyim" deyip yarım saatini çalan insanlar. Hepimiz aynı filmin farklı sahnelerinde aynı replikleri oynuyoruz.

  • Ofis hayatının, sabah "günaydın" deyip akşam "iyi çalışmalar" diyerek herkesin birbirini yalandan sevdiği o tatlı tiyatrosudur. Toplantıda çözülen ama hiçbir şeyin değişmediği, "bir ara konuşuruz" denip asla konuşulmayan, kahve molasının en verimli mesai olduğu döngüdür. Klimalı ortamda hayatta kalma sanatıdır kısacası; herkesin rol yaptığı ama kimsenin senaryoyu okumadığı bir tiyatro sahnesi.

Detay sayfası