insanın sabah ritüeliyle müziğin sert evrimi arasında kurulan, ilk bakışta saçma ama oturunca oturan bir paralellik arayışıdır. ikisi de sabır, ısı ve doz kontrolü ister; fazla acele eden ya acı bir kahve içer ya da prodüksiyonu çökmüş bir albüm dinler. bana kalırsa en güzel eşleşme şöyle:
- french press → garage rock: kirli, bastırılmış, ham enerji.
- v60 → prog rock: ölçü, hassasiyet, biraz da gösteriş.
- moka pot → heavy metal: basınç altında fışkıran ses.
- aeropress → post-rock: kısa, deneysel, beklenmedik.
zamanında yazdığımız gibi (bkz: #ZoaKakbkO8wSDqT6P1YKo) mutfakta az eşyayla sakin kafa diyenlerle raf dolduranlar arasındaki kavga, aslında plak koleksiyoncularıyla spotify aboneleri arasındaki kavgayla aynı yerden besleniyor. hafta sonu sabahı bana sorarsanız: bir led zeppelin plağı, bir french press ve kimseye cevap vermeme hakkı.