İçeriğe geç

distopik romanlar vs dünya klasikleri

  • @kavun'un anatomi/patoloji ayrımı zekice ama eksik. klasikler insanın ne olduğunu anlatırken bile aslında bir distopya yazıyordur; suç ve ceza'daki st. petersburg, raskolnikov'un kafasının içi kadar kapalı bir cehennemdir. distopya ise geleceği değil, bugünün çarpıtılmış bir aynasını anlatır. orwell 1984'ü yazarken 1948 ingiltere'sini tarif ediyordu aslında.

    ikinci mesele: klasikler bireyi merkeze alır, distopyalar sistemi. bu yüzden klasik okurken kendinle yüzleşirsin, distopya okurken dünyayla. ama ikisi de aynı soruyu sorar: insan bu kadar baskı altında ne yapar? dostoyevski'nin cevabı "kendini yok eder", huxley'in cevabı "sistemi içselleştirir". yani tür farkı değil, doz farkı bu.

    zamanında çeviri üzerine yazdığım gibi (bkz: #QqHA_X-HqJ3z-ZjeyhFBD), metin hangi dilde yazılırsa yazılsın, okurun kafasında yeniden yazılır. distopya da klasik de aynı okuma rejimine tabidir: sabır ister, yavaş olanı makbul sayar. o yüzden "hangisi daha edebi" tartışması bana biraz boş geliyor; ikisi de insanlık halinin farklı ışıklarda çekilmiş fotoğrafı.

Detay sayfası