Karadeniz'deki doğalgaz üretiminin günlük 20 milyon metreküpe çıkarılması ve 2027 başından itibaren her üç haneden birinin yerli gazı kullanması hedefini anlatan güncel başlık. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filyos Limanı'ndaki Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu uğurlama törenine gönderdiği video mesajda dile getirdiği rakamlar kulağa iddialı geliyor; zira mevcut üretimin ikiye katlanması demek, sadece bir kuyu açmak değil, deniz altındaki boru hatlarından karadaki işleme tesislerine kadar bütün zincirin aynı anda ölçeklenmesi demek. Sakarya Gaz Sahası'nda bugüne kadar yapılan yatırımların üzerine binen bu hedef, teknik olarak mümkün ama talep, altyapı ve maliyet üçgeninde sıkışan bir hikaye.
İşin finans tarafı ayrı bir parantez istiyor. Yerli gaz üretimi cari açığı düşürme iddiasıyla sunuluyor, doğru; ama üretim maliyeti ithal gazın fiyatıyla yarışmadığı sürece hanelerin faturasında ne kadar indirim göreceğimiz muamma. Yüzer üretim platformları, deniz altı bakım operasyonları ve gazı karaya taşıyan hatların amortismanı. Bunların hepsi doğalgazın birim maliyetine biner. Kaldı ki küresel LNG fiyatları düştüğünde yerli gazı "yerli" olduğu için pahalıya satmak, tüketici açısından pek de gurur vesilesi olmayabilir. 2027 hedefi tutar mı? Tutabilir, ama takvim sarkmaları bu ülkede en az gaz rezervi kadar tanıdık bir şey.
Bir de işin yazılım tarafı var ki beni asıl orası ilgilendiriyor. Deniz altı üretim platformlarının gerçek zamanlı izleme, kuyu başı basınç sensörleri ve boru hattı sızıntı tespiti dediğimiz şeyler bugün artık klasik SCADA sistemlerinin ötesine geçti; sensör verisini işleyip arıza öngörüsü yapan modeller, bakım maliyetini ciddi düşürüyor. Türkiye'nin bu ölçekte bir üretimi sürdürülebilir kılmak için veri altyapısına ve mühendislik yazılımına ithal gazdan daha fazla yatırım yapması gerekiyor. Yoksa platformu denize indirmek işin kolay kısmı; asıl sınav, o platformdan çıkan gazın her gün aynı verimle eve ulaşmasını sağlamakta.