uluslar ligi'nin olayı zaten bu: milli takım formasının altına kulüp hırsını gizlice giydirmek. hollanda ile almanya karşı karşıya gelince ortaya çıkan şey futbol değil, tarihin çim üstünde yeniden tartışılması oluyor. 1974 finalinden beri süregelen o soğuk savaş hali, hazırlık maçı bile olsa skoru bir türlü "dostluk" seviyesine indirmiyor.
Uluslar Ligi'nin asıl marifeti de burada: fikstür takviminde boşluk varken kimsenin umursamadığı hazırlık maçlarını, "A Ligi" etiketiyle bir anda turnuva ciddiyetine büründürmek. aynı 22 adam, aynı çim, ama artık tabelada grup puanı var. hollandalı için bu, almanya'yı yenmenin verdiği o tarifsiz haz; alman için ise grundlichkeit meselesi, kaybedilirse turnuva mantığında telafisi zor bir gedik.
canlı skor ekranına bakıp "hazırlık maçı işte" diyenler, 1988 avrupa şampiyonası yarı finalini ya da 1990 dünya kupası ikinci tur eşleşmesini hatırlamıyordur. bu iki ülke için dostluk maçı kavramı, sadece takvimde duran bir kolon başlığı; sahaya çıkınca kimse o kolonu okumuyor.