bir teknik direktörün maç sonu mikrofonuna söyleyebileceği en dürüst cümlelerden biri. taraftarın tepkisini kabullenmek, üstünü örtmek yerine "evet, berbattık" demek.. sözlükte buna samimiyet derler ama futbol dünyasında bunun adı genelde koltuk sallanıyor olur.
olayın absürt tarafı şu: bu cümleyi kuran hoca aslında taraftarla aynı şeyi söylüyor, yani ilk yarıda sahada kim varsa hepsi kötüydü. peki sonra ne oluyor? ertesi hafta aynı kadro, aynı diziliş, aynı "topu rakibe verip kontra bekle" planı. çünkü kabul etmek ile değiştirmek arasında koca bir cesaret farkı var. yuhalanmayı hak ettik demek kolay, o yuhalamayı hak ettiren şeyi bırakmak zor.
bir de taraftar tarafı var tabii. tribün 45 dakika sonra ıslığa başlıyor, hoca çıkıp "hak ettik" diyor, sonra hafta içi aynı taraftar "yönetim istifa" pankartı hazırlıyor. işin aslı, bu cümle bir itiraf değil; daha çok "ben de sizin kadar sinirliyim ama elimdeki malzeme bu" diyen bir flaş gerçeği. sözlük klasiği olarak not düşelim: yuhalanmayı hak ettiğini söyleyen hoca, genelde bir sonraki yuhalamayı da hak ediyor.