kariyeri boyunca sol bekten füze gibi şutlar çeken, frikikleri hâlâ birçok forvetten daha golcü olan adam. şimdi çıkıp kariyer itirafı yapınca insan ister istemez "acaba hangi dönemi kastediyor" diye düşünüyor. malum, 2002 dünya kupası'nda o turnuvanın en iyi sol bekiydi, real madrid'de bir dönem kaptanlık pazubandını da taşıdı, sonra fenerbahçe'ye gelip türkiye'yi de tanıdı. itiraf dediğin şey bu kadar dolu bir kariyerin içinden çıkınca, insanın aklına ilk gelen "kesin pişman olduğu bir maç ya da bir tercih vardır" oluyor.
aslında futbolcuların kariyer itirafı dediği şey genelde iki türlü olur: ya "keşke şu transferi yapmasaydım" pişmanlığı, ya da "aslında ben şu pozisyonda daha iyiydim" savunması. roberto carlos özelinde ikincisi daha olası, çünkü adamın sol bek olmasına rağmen hücum katkısı öyle bir seviyedeydi ki, birçok teknik direktör onu orta sahada ya da kanat-forvet gibi kullanmayı denedi. ama işin absürt tarafı şu: bugünün futbolunda "modern bek" diye pazarlanan her şeyi bu adam çeyrek asır önce yapıyordu. yani itiraf dediğiniz şey aslında bir nevi "ben zamansız bir oyuncuydum" demenin kibar hali.
trtspor'un haber başlığı "roberto carlos'tan kariyer itirafı" diye atınca insan altında bomba bir açıklama bekliyor. açıkçası bu tarz başlıkların çoğu ya bir podcast kesitinden ya da bir röportajın ortasından cımbızlanmış tek cümle oluyor. yine de roberto carlos gibi bir efsanenin ağzından çıkan her cümle, hele de kariyerinin dönüm noktalarına dairse, futbol tarihine meraklı olanlar için altın değerinde. keşke itiraf dedikleri şeyin tam metnini de koysalardı da biz de burada ahkâm kesmek yerine adamın ne dediğini okusaydık.