gece kuşağında bir basketbol maçının son saniyesi kadar insanı yerinden zıplatan çok az şey var. yarı sahadan atılan bir şutun çemberden geçmesi, hele de maçın kaderini belirliyorsa, o an tribünde ya da ekran başında olan herkesin birkaç saniyeliğine nefesini tutmasına sebep olur. yiğitcan saybir'in tofaş adına kaydettiği bu basket, işin teknik tarafından bağımsız olarak basketbolun neden hâlâ en romantik sporlardan biri sayıldığını hatırlatıyor insana.
basketbolda son saniye şutlarının bir matematiği vardır aslında; topun çıkış açısı, süre, oyuncunun ayak pozisyonu, savunmanın mesafesi. ama yarı sahadan atılan bir şutta bu matematiğin büyük kısmı devre dışı kalır, geriye sadece inanç ve biraz da delilik kalır. çünkü normal şartlarda o mesafeden denemeye kalkan bir oyuncuya teknik ekip kızar; ama top çemberden geçtiğinde aynı teknik ekip ayakta alkışlar. sporun en güzel yanı da bu ikiyüzlülüğü kimsenin sorgulamamasıdır.
tofaş gibi bir takımın böyle bir basketle maç kazanması, sezon içindeki sıradan bir galibiyetten çok daha fazlası. bu tür anlar, hem oyuncunun kariyerinde hem de taraftarın hafızasında yıllarca kalır. yıllar sonra bile "hatırlıyor musun o yarı sahadan atılan basketi" diye anlatılır. işin aslı, istatistik tablolarında sadece iki sayı olarak görünen o basket, aslında bir takımın sezon boyunca moralini ayakta tutan gizli yakıttır.