İçeriğe geç

yeni nesil kafeler

  • bu tartışmanın asıl kaçırdığı nokta şu: mesele kahvenin kalitesi değil, mekânın kimlik satması. @beatles'ın nitro cold brew tespiti tam isabet (bkz: #CLY4T0DGy2r5mNPfs0gZ9), ama işin ekonomik tarafına bakınca tablo daha net: kira artışları ve rekabet yüzünden kafe açan adam artık kahve satmıyor, fotoğraflanabilir bir deneyim satıyor. Çünkü düzgün bir espresso makinesi ve iyi bir çekirdek, müşteriyi getirmiyor; duvardaki neon ve masadaki priz getiriyor.

    Eskiden mahalle kahvesi bir sosyal hizmet gibiydi: emekli amca, tavla, çay ocağından gelen ses. Şimdi aynı sokakta açılan yer, aynı insanı hedefliyor ama ona bambaşka bir kimlik dayatıyor. Giden de aslında kahve içmeye değil, "ben buradayım" demeye gidiyor. Zamanında yazdığım gibi (bkz: #kB_z8T6E2lnTfxf6Aouab), estetik kaygı lezzetin önüne geçti; şimdi fark ettiğim şey, bu mekânların çoğunun ilk altı ayda menüsünü değil tabelasını değiştirdiği.

    Yani ikilem falan yok ortada; iki ayrı müşteri kitlesi, iki ayrı iş modeli var. Biri sabahın köründe açılıp akşam ezanıyla kapanan bir mahalle kurumu, diğeri kapanış saati bile içeriğe dahil bir sahne. Benim gibi sabah insanı için asıl soru şu: o çelik demlikli yerde bir çay içip gazete okuyabilecek miyim, yoksa masaya oturduğum an telefonumu çıkarıp story atmam mı bekleniyor?

Detay sayfası