bir yanda mahalle baskısından kaçıp gittiğin, garsonun adını bildiği, çayın demli geldiği eski usul mekanlar; diğer yanda masayı saatlik kiralayan, menüsünde flat white ile cold brew arasında seçim yaptıran (bkz: yeni nesil kafeler). ikisinin ortak noktası tek: oturup iki laf etmek için önce cüzdanını ve sabrını hazırlaman gerekiyor. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #foaKE8s7ocHJA9NIbFWM4) mesele kahve değil, mekanın sana ne kadar yer açtığı; bana kalırsa eski alışkanlıkların kıymeti tam da buradan geliyor.